FİLMSEL KAVRAMLAR: MAKİNE (Person of Interest, Jonathan Nolan, 2011; Eagle Eye/ Kartal Göz, D. J. Caruso, 2008; Echelon Conspiracy/ Echelon, Greg Marcks, 2009)


Televizyonlarda 2011 yılında gösterilmeye başlayan ve senaryosunu Jonathan Nolan'ın yazıp yönettiği Person of Interest (İlgili Kişi) adlı diziyle tekrar karşımıza çıkan 'makine' kavramı, farklı isimlerle de olsa daha önce Eagle Eye/ Kartal Göz ve Echelon Conspiracy/ Echelon filmlerinde de karşımıza çıkmıştı. Özellikle Amerika'nın 11 Eylül'deki İkiz Kuleler ve Pentagon saldırıları ardından ortaya çıkan kendini koruma güdüsünün en uçlara varan halini sembolize etmektedir 'Makine'. Her ne kadar Eagle Eye'da makinenin adı Eagle Eye/ Kartal göz ve Echelon Conspiracy'de de Echelon olmasına rağmen, burada Person of Interest'deki gibi meçhul/ bilinmeyen/ adsız halini vurgulamak için sadece 'Makine' tercih edilmiştir. Genel olarak her üç senaryoda da Makine'nin görevi aynıdır: ABD'nin ulusal güvenliğine yönelik gerçekleşebilecek bir terörist saldırıyı önceden görerek/ tahmin ederek, buna engel olmak. Elbette bunun olabilmesi için de eldeki bütün teknolojik, dijital ve sanal veri bankalarının bu 'Makine'ye bağlanması gerekmektedir; bu veri bankalarından gelen bilgiler 'Makine'nin süzgecinden geçerek (yani analiz edilerek) kimin ya da kimlerin sisteme karşı bir terörist eylem içine gireceklerini ortaya koymaktadır. Peki bu teknolojik, dijital ve sanal veri bankaları nelerdir? Aslında hepsini çok iyi biliyor ve her an içinde yaşıyorsunuz: Facebook, Twitter, Google+, Flickr, MySpace vb. yaygın ya da bunlar kadar yaygın olmayan bütün sosyal paylaşım siteleri, cep telefonları ve cep telefonlarıyla yapılan bütün görüşmeler, GPRS ve GPS aletleri, bütün wireless ve bluetooth aletler, güvenlik ve mobese kameraları, devlet kurumlarının kayıtları ve aklınıza dahi gelmeyecek onlarca alet ve sistem. Bu aşamada özellikle 'Echelon' önemlidir, çünkü bilmeyenler için ekleyelim bu sadece filmsel bir kavram değil aynı zamanda günümüzde bazı devletler tarafından uygulanan/ kullanılan bir sistemdir. Echelon, dünya medyası ve popüler kültürün AUSCANZUKUS olarak bilinen Avustralya, Kanada, Yeni Zelanda, İngiltere ve Amerika Birleşik Devletleri tarafından imzalanan UKUSA Antlaşması'na dayalı bir istihbarat sinyalleri toplama ve analiz ağı işletimini açıklarken kullandıkları isimdir. Başka bir deyişle Echelon, bütün telefon görüşmelerini ve e-postaları izlemeye alarak önceden belirlenmiş anahtar kelimeleri (bomba, El Kaide, saldırı vb.) arar, bu kelimelerin geçtiği konuşma ve e-postaları takibe alır.

Aynı şekilde, Person of Interest'te de 'Makine', cep telefonu konuşmaları, e-postalar, mobese ve güvenlik kameraları gibi her türlü teknolojik takip cihazı ile bütün nüfusu takip ederek bir olaya karışacak kişileri saptamakta ve bu kişilerin sosyal güvenlik numarasını vermektedir. Ancak 'Makine' bu saptamayı yaparken sonuçları 'Person of Interest/ İlgili Kişi' ve 'Person of Uninterest/ İlgisiz Kişi' şeklinde ikiye ayırmaktadır. Person of Interest kategorisinde sosyal güvenlik numaraları çıkan kişiler devlete karşı bir terörist eylem hazırlığı içine girecekken, Person of Uninterest kategorisindeki numara sahipleri (devleti tehdit etmeyen) herhangi bir olaya karışarak maktül ya da katil olacak kişilerdir. Makine devlet için önemli olan ilgili kişilerin numarasını saklarken, devlet için önemsiz olan ilgisiz kişilerin numarasını 12 saat içinde silmektedir; yani devlet ilgili kişilerin peşine düşerken ilgisiz kişileri oluruna bırakmakta, müdahale etmemektedir. Dizinin baş kahramanları Makine'nin yaratıcısı Harold Finch ve CIA'nın gözden çıkardığı eski bir ajan olan John Reese bir ortaklık kurarak devlet için ilgisiz ama kendileri için 'ilgili kişi' (Person of Interest) olan bu insanların karışacakları olayı/suçu engellemeye çalışmaktadırlar her bölümde. Dizideki geriye dönüşlerden anlaşıldığı kadarıyla hem Finch'in hem de Reese'in sevdiği kişilerin numarası çıkmıştır Makine'de, ama bunu sadece Finch bilmektedir. Makine'nin server'ı sistem devlete devredilmeden önce Finch tarafından çok gizli bir yere kurulmuştur ve Finch kendi oluşturduğu bir arka kapıyla sistemi devlete devrettikten sonra da server'a girerek Makine'nin verdiği numaraları görebilmektedir. Bu sayede kendileri için 'ilgili kişi' konumunda olan insanların numaralrını görebilmekte ve yine sosyal paylaşım sitelerine, maillerine ve cep telefonlarına  girerek onlar hakkında bilgi toplamakta ve takip edebilmektedir. Bir bölümde Reese'in Finch'e söylediği 'İnsanların herşeylerini paylaşım sitelerinde herkese açmalarına anlam veremiyorum." cümlesine karşılık Finch'in ona verdiği cevap bu aşamada oldukça anlamlıdır, "Bütün o siteleri ben kurdum Bay Reese" der, "Makine'nin bilgi toplamak için veri bankalarına ihtiyacı vardı."...

Echelon ve Eagle Eye/ Kartal Göz ile karşılaştırıldığında, Person of Interest'in Makine'si çok masum kalmaktadır aslında. Zira Makine yaşama etki etmemekte veya cep telefonları ile insanlarla iletişime geçmemektedir (en azından şimdilik), onun yerine bunu Finch ve Reese yapar. Kartal Göz ve Echelon ise hem kişilerle iletişime geçtikleri gibi hem de yaşama etki edebilmektedirler. Özellikle Kartal Göz her türlü uzaktan kumandalı aleti (vinç, otomobil vs.) kontrol edebilmekte, iletişim için sadece cep telefonunu değil ışıklı yazıları da kontrol edebilmektedir. Öyle ki, Kartal Göz bütün bu 'iletişim' araçlarını kullanarak 'tehlike' olarak algıladığı ABD başkanı ve kabine üyelerine suikast planı hazırlayabilmektedir. Aslında burada da makinelerin ana sorunu ortaya çıkmaktadır (özellikle Kartal Göz ve Echelon'da böyledir): İnsanlar tarafından kendi programlarına uymayan bir davranış gerçekleştirildiğinde bunu devlet için (ABD tabikii) bir tehlike olarak algılamakta ve bu durumda ne yapmaları gerekiyorsa onu yapmaktadırlar, yani acil durum planını devreye sokarak bu kararı alanları yok etmeye çalışmaktadırlar. Bir anlamda "2001: Bir Uzay Destanı"nın üstün bilgisayarı HALL gibi bir yoldan çıkmışlık sergilemektedirler. Bu da bize her zaman kendi ürettiğimiz makinelere karşı aynı zamanda bir korku ve endişe de beslediğimizi göstermektedir. Kendi ürettiğimiz makineler eninde sonunda bize karşı da olacaklardır (burada da MATRİX demeden geçmeyelim) ya da başkaları tarafından bize karşı da kullanılabileceklerdir.
"Makine" kavramı, yukarıda da denildiği gibi artık gündelik yaşantımızın bir parçası olmasıyla pek de filmsel bir kavram sayılmaz; elimizdeki gazeteyi okumaktan tutun da, konuştuklarımızı dinlemeye kadar her ince işi yapan ya da istihbaratı toplayan ve gökyüzünde dolaşan uydular olduğu sürece, en basitinden cep telefonunuz kapalı bile olsa dünyanın neresinde olursanız olun sizi bulacak/görecek/duyacak bir 'göz' vardır yukarıda. Bu aşamada yıllar önce X-Bilinmeyen bilim-kurgu dergisinde (X-Bilinmeyen 1978, 22) okuduğum Fredric Brown'un YANIT isimli öyküsü aklıma geldi, konuyla büyük ilgisi olması açısından buraya olduğu gibi aktarıyorum:
"Dwar Reyn, merasimle, son kaynağı yapıyordu. Oniki kadar kameranın gözleri onu izliyor ve tamamlanmakta olan işlemin çoğaltılmış görüntülerini evrene yayıyordu.
Doğruldu ve Dwar Reyn'e hafifçe işaret verdi; sonra indirdiği zaman bağlantıyı sağlayacak kolun önünde durdu. Bu kol bir anda evrenin oturulabilinir seksen dört milyar gezegenindeki devasa bilgisayarları tek bir devre halinde bağlıyacak; böylece bu yapma beyinler, bütün galaksilerin bütün bilgilerini içine alacak ve merkezileştirecek muazzam bir sibernetik makineyi oluşturacaktı.
 Dwar Reyn sayısız izleyiciye bir kaç kısa söz sundu. Bir anlık sessizliği takiben Dwar Reyn, kolu indirdi. Seksen dört milyar gezegenden kopan kuvvet akımının muhteşem vızıltısı duyuldu. Kıvılcımlar fışkırdı ve söndü.
Dwar Reyn geriledi:
- İlk soruyu sorma onuru size ait, Dwar Reyn!
Dwar Reyn:
-Size müteşekkirim, dedi. Bu hiçbir sibernetik makinenin şimdiye dek çözümleyemediği bir soru olacak.
Makineye doğru döndü:
- Bir tanrı var mı?
Güçlü ses hiç duraksamadan ve hiç bir cızırtı çıkarmadan yanıtladı, onu:
- Evet, ŞİMDİ BİR TANRI VAR!...
Dwar Reyn'in yüzünde korkulu bir anlam belirdi. Kolu kaldırmak için sıçradı.
Fakat, o anda, bulutsuz gök, Dwar Reyn'i sersemleten bir ışık demetiyle yarıldı ve hiçbir insanın asla indirmemesi için, kolu lehimledi!"

Unutmayın Tanrı herşeyi bilir/ görür ve duyar. O gökyüzündeki 'göz'dür!

Yorumlar

  1. Helal olsun çok güzel bir yazı

    YanıtlaSil
  2. diziye geçen hafta başladım.2.sezonun ortasındayım.her bölüm katlanarak dahada sarıyor.özellikle hacker'lı ve derin ilişkili bölümler favorilerim.evet yazınızda dediğiniz gibi kartal göz filmi dizinin özeti gibi bişey.o da güzel bir filmdi.ayrıca dizideki teknolojik istihbarat yöntemlerinede bayılıyorum.bu vesileyle bizde öğrenmiş oluyoruz :) bu anlamda Finch'in bilgisayarla yaptığı işler şahane.Özellikle John'un sorgulanması bölümündeki bilgisayarla ona sahte bilgiler hazırlayıp hızlı bir şekilde internete aktarması çok güzeldi.velhasılı inşallah daha devam eder dizi.bi arkadaş 3.sezon son demişti.umarım değildir.selamlar..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bildiğim kadarıyla 3. sezon final sezonu değil, belki o arkadaşınız ana karakterlerden biri diziye veda ettiği için öyle düşünmüş olabilir. Aksine 3.sezonda makine bambaşka bir şekle bürünecek, 2. sezon finalinde bunun sinyalini alıyorsunuz zaten. Yazımızın sonunda dediğimiz "O gökyüzündeki 'göz'dür!" cümlesi gerçekleniyor; tanrının bütün niteliklerine bürünüyor. Aslında bu yazının Person of Interest'le ilgili kısmını 1. ve 2. sezon finaline ve 3. sezondaki gelişmelere göre yeniden güncellemek gerekiyor. Müsait olduğumuz bir ara yapacağız onu da :) Aslında makine yazıda değindiğimiz gibi çok da en masumu değil...
      Teşekkür ve salamlarımla...

      Sil
    2. evet güncelliyelim.gerçi dediğiniz bölümleri daha izlemedim.o nedenle keşke yanıtınızı okumasaydım,büyüsü bozulmasın :) yalnız kontrolü eline alırsa makine,dizi iyice kartal göz'ün tekrarı olur.belki bu durum filmi izleyenleri diziden soğutabilir.mesela beni :) zekice bi devam bekliyoruz.duy bizi Nolan :)

      Sil

Yorum Gönder