SİNEMA FİLMLERİNDEKİ BÜTÜN DELİKLER, YARIKLAR VE ÇATLAKLAR ANA RAHMİ OLMAK ZORUNDA MI?/ "AAAAA! BU ADAM ÖLÜ MÜYMÜŞ?" BÜTÜN FİLM BOYUNCA NE YEMİŞSİN BİZİ BE SHYAMALAN./ ŞEHRİMİZDE FİLM FESTİVALİ OLDU DA, BİZ Mİ GİDİP İZLEYİP YORUM YAPMADIK./ ALLAH RIZASI İÇİN 'SÜRREALMOVİEZ' DAVETİYESİ VERECEK YOK MU?

22 Ocak 2013 Salı

O AN: IP MAN 2/ Büyük Usta 2- Bruce Lee'nin Gelişi Sahnesi (Wilson Yip, 2010)

2008 tarihli ilk filmle tanıdık Wing-Chun dövüş sanatı ustası olan Ip Man'i. Aynı zamanda tarihsel bir kişilik de olan Ip Man, Bruce Lee'nin de hocası olarak bilinir. İlk filmin bu kadar beğenilmesindeki faktörlerden birisi de budur belki de. Seyirciye ve Bruce Lee hayranlarına, Bruce Lee'ye daha sonra kendi tarzı Jeet Kune Do'yu oluşturmasında ön ayak olacak Kung-Fu tekniklerini öğreten Ip Man'i daha yakından tanıma fırsatı veren film, anlatım tarzı, görüntü yönetimi, kostüm ve oyunculuk açısından da iyi bir noktada duruyordu. Dolayısıyla seyirciden de hak ettiği ilgiyi görmüş oldu. 
Birinci filmin başarısından sonra çekilen ikinci film de aynı çizgide yer alıyordu ve yine seyirciden büyük ilgi görmüştü. Ancak bu sefer filmin finalinde seyirciyi bir sürpriz bekliyordu; belki hepimiz ilk filmde ufak da olsa görmeyi umut etmiş ama görememiştik Bruce Lee'yi. Anlaşılan yönetmen de seyircinin böyle bir beklenti içinde olduğunu fark etmiş olacak ki ikinci filmin finalinde bir kaç dakikalık bir sahneyle Bruce Lee'yi bize gösterip, Ip Man'in en azından ilerde onun hocası olacağı müjdesini vermiş oldu. Ip Man 2'de, Ip Man Wing-Chun'un tanıtılması ve Çin boksunun batı boksundan daha üstün olduğunun gösterilmesi için gerekli dövüşleri yapıp ekran karardıktan sonra karşımıza kısa bir sahne daha gelir. Burada Ip Man'in tanıdıklarından bir tanesi kapısını çalarak;
"Usta Man sana yeni birini getirdim. Kung-Fu öğrenmek isteyen birini. Görmek istersin diye düşündüm" der.

Fildeki küçük Bruce Lee- Ünlü burun hareketini yapıyor
Bunun ardından kapıda 9-10 yaşlarında ve Bruce Lee'nin artık herkes tarafından bilinen alameti farikası 'baş parmağıyla burnunun ucuna dokunma' hareketini yapan bir çocuk belirir ve Ip Man'la konuşmaya başlar:
"- Kung-Fu öğrenmek istiyorum. Ne kadardı?
- Senin adın ne?
- Bana Bruce Lee derler!
- Peki neden dövüşmek istiyorsun?
- Bana kötü davrananları dövebilmek için.
- Açık sözlüsün ha! Bence biraz daha büyüyünce gel!"
Fildeki küçük Bruce Lee- Gerçek Bruce Lee'nin 'başkaldırı' hareketini yapıyor
Her ne kadar Ip Man bu sahnede ufak Bruce Lee'yi "büyü de gel" diyerek geri çevirse de, biz aslında onun 1954'ten 1957'ye kadar Bruce Lee'nin hocalığını yaptığını ve böylece hem Hong Kong hem de Hollywood'un en büyük dövüş sanatları ustasının doğuşuna ön ayak olduğunu biliyoruz.
Film karakteri olarak Bruce Lee ve Ip Man
Gerçek Ip Man ve Bruce Lee

11 Ocak 2013 Cuma

SİNE-KİTAPLIK: ÇİZGİLERİN GÜCÜ ADINA, Bir Çizgi Film Kitabı, Kayra Keri Küpçü, Gerekli Şeyler, 2011

Sinema temalı bir blog olduğumuz için genelde sinema ile alakalı paylaşımlarda bulunduk şimdiye kadar. Ancak yeni ve eski basım, piyasada sinema-TV ile ilgili o kadar güzel kitap var ki, bunları da bir şekilde sizlerle paylaşalım istedik. Bu nedenle de ana temamızdan sapmamak kaydıyla "Sine-Kitaplık" başlığını oluşturduk. 
İlk kitabımız Kayra Keri Küpçü'nün hazırladığı çok yeni bir kitap: Çizgilerin Gücü Adına. 'Bir Çizgi Film Kitabı' alt başlığını taşıyan bu 208 sayfalık kitap, gerçekten de tam anlamıyla bir çizgi film kitabı! 2000 yılından önce ülkemiz televizyonlarında yayınlanmış tüm çizgi filmlerin bir derlemesinin yapıldığı kitapta neredeyse yok, yok! El boyaması çizgi filmlerden tutunda günümüzün dijital animasyonlarına kadar, en bilinen ve bilinmeyen bütün çizgi film kahramanları bu kitapta bir araya gelmişler. Diğer taraftan kitap, orta yaş üzerindekilere bir zamanlar televizyonda izledikleri çizgi filmleri hatırlatırken, yeni nesile de bir zamanlar anne-babalarının neler seyrettiğini göstermekte ve kendi seyrettikleriyle karşılaştırmalarına olanak sağlayarak yeni "kuşak çatısmalarına" zemin hazırlamaktadır! Artık birer kült haline gelmiş; uçan dev mekanik kuşunda arkadaşlarıyla Altın Şehir Eldorado'yu arayan "Güneşin Oğlu Esteban", Şeytan Malmoth'la kıyasıya mücadele içine giren tekerlekli sandalyedeki kız "Clémentine", beş kişinin kullandığı beş ayrı robot aslanın birleşmesiyle oluşan süper robot "Voltron", en son sinema uyarlamalarını seyrettiğimiz otomobillere dönüşen dev robotların hikayesini anlatan "Transformers" , kedi-fare oyunlarını seyrettiğimiz "Tom ve Jerry" yanı sıra belki hiç seyretmediğiniz, seyretmiş olsanız bile hiç hatırlamayacağınız, kıyıda köşede kalmış yüzlerce çizgi kahramanı da bu kitapta görmek mümkün. Tüm çizgi filmlerin alfabetik sıraya göre sıralandığı kitabı okurken, bazan "Aa, bak burada bu çizgi filmden hiç bahsetmemiş, nasıl olur?" diye bir düşünceye kapılsanız da bu kesinlikle o çizgi filmin orjinal isim-Türkçe isim uyumsuzluğundan kaynaklanıyordur; Türkçe adıyla yer almıyorsa orjinal adıyla mutlaka yer alıyordur kitabın içinde. Bir nevi çizgi film sözlüğü veya kataloğu niteliğindeki kitapta ayrıca her çizgi filmin başlığı altında kısa bir konu bilgisi ve gösterildiği dönem/tarih, televizyon kanalı da verilmiş. Bugün artık internet sayesinde bu katalogda yer alan her çizgi filme ulaşıp seyretmek veya daha geniş bilgi elde etmek mümkün. Bu açıdan bakıldığında da oldukça faydalı bir eser Çizgilerin Gücü Adına. Diğer taraftan kitapta, başta Melike Acar olmak üzere bir çok önemli Türk ressam ve çizerin çizgi film kahramanlarını resmettiği sayfalar da yer almakta. Bu açıdan bakıldığında da ayrı bir önem arz ediyor.
Kitabı en güzel tanımlayan cümle ise önsözünü yazan Sevin Okyay'dan geliyor: "Geride kalmış mutlu anları hatırlamaya hazırlanın. Çizgilerin Gücü Adına, televizyonculluk tarihi açısıdan da önemli bir kitap bence. Şimdi Shrek, Buz Devri, Madagaskar, vb. ortalığı kasıp kavuruyor. Onlar yokken bunlar vardı işte."
 
Kitabın internet sitesine buradan facebook sayfasına ise buradan ulaşabilirsiniz.


8 Ocak 2013 Salı

INTOUCHABLES/ Can Dostum, Olivier Nakache, Eric Toledano, Fransa, 2011, Dram, Biyografi

Kimi tanıtımlarda (IMDB'de dahil buna) 'komedi' türü de etiketine yazılan film, aslında tamamen dramatik bir olayı anlatmaktadır. Ancak bunu yaparken olayı iyice dramatize edip, bizim duygularımızı sömürme üzerinden prim yapma yerine; kahraman(lar)ımızın çektiği tüm acılara rağmen, film boyunca yüzümüzde garip bir gülümseme eksik olmayacak biçimde yapmayı tercih etmişlerdir yönetmenler. Kim bilir belki de bu sayede, bizi hayata bağlayan şeyin gözyaşlarımız değil, hayata gülümseyebilmemiz olduğunu vurgulamak istemişlerdir. 1993'te yamaç paraşütü yaparken geçirdiği bir kazadan sonra boyundan aşağısı felçli olarak yaşamak zorunda kalan Fransız aristokrat Philippe Pozzo di Borgo'nun gerçek hikayesinden esinlenen film, yine onun yazdığı ve Türkçe'ye de "Can Dostum" adıyla çevrilen kitaptan senaryolaştırılmıştır. Açılış sahnesiyle bile bize Philippe'in dramatik yaşamını farklı bir açıdan yansıtacağının ipucunu veren Can Dostum, aslında sadece tekerlekli sandalyeye mahkum Philippe'in değil onun bakıcılığını yapan 'serseri' Driss'in de hikayesidir. Driss'i tanıyana kadar bir dramın, acımanın içinde yaşayan Philippe, Driss'le birlikte onun serserivari, acımadan çok alayın hakim olduğu dünyasına girerek (aslında Driss onu bu dünyaya çekecektir) yeni bir insana dönüşecektir.
Hapisten yeni çıkmış Driss sırf işsizlik sigortasından para alabilmek için bir işe başvurur; işe kabul edilmeyincen öyle emindir ki amacı sadece başvurunun kabul edilmediğine dair bir imza almaktır. Ama o zamana kadar hep akademik eğitimli ve dolayısıyla biraz da mekanik insanların bakıcılığını yaptığı boyundan aşağısı felçli Philippe, tekerlekli sandalyesinde otururken onun doğallığından, içinde bulunduğu zengin, düzenli ortamı sallamazlığından ve sözünü esirgemezliğinden etkilenerek ona bir teklifte bulunur. Driss birgün boyunca onun bakıcılığını yapacak, bu denemeden sonra eğer çalışmaya devam etmek istemezse ertesi gün imzalı belgeyi alıp gidebilecektir. Ama sizin de tahmin edebileceğiniz gibi, bu ufak deneme bir ömür sürecek bir dostluğun başlangıcı olur ve Driss, Philippe'nin hayata bakışını değiştirir. Filmin bir sahnesinde, bir arkadaşı Philippe'ye neden bu cezaevinden yeni çıkmış hırsızı (ki Driss, Philippe'nin evinden de bir yumurta çalar) yanında çalıştırdığını sorar, o da "Çünkü herkes bana acıyarak bakarken, o acımadan bakıyor" der! Aslında Philippe dediğnde haklıdır; herkes ona acıyarak bakarken, Driss ise acımadan bakmaktadır, ama bu da acımasız bir bakış değildir, sadece onun durumunu çok ciddiye alan insanlar yanında Driss, Philippe'nin durumuyla dalga geçebilmektedir. Ne var ki bu dalga geçme de onu alaya almanın değil de, ilk defa böyle bir işte çalışan Driss'in de felçli bir insanın bedenini keşfetme/tanıma çabasının sonucudur. Kazayla Philippe'nin üzerine döktüğü kaynar suyu hissetmemesi karşısında, defalarca sıcak çaydanlığı onun bacağına değirmesi, hatta suyu bilerek dökmeye devam etmesi, çalan telefonu "Sana!" diyerek Philippe'ye uzatması ve sonrasında bu hareketi hep tekrarlaması bunun sonucudur. Onun bu yaklaşımı Philippe'nin de hoşuna gitmekte, çünkü güldürebilmektedir. Yıllardır suratı asık, önlüklü, doktor veya heşire kılıklı bakıcılar tarafından bakılan ve çevresindekilerce durumu 'çok ciddiye' alınan Philippe de, çektiği acılarla gülmeyi unutmuş gibidir çünkü! Driss ise hayata tutunabilmek için hayata gülümseyebilmemiz gerektiğini hatırlatmıştır ona!
Intouchables/ Can Dostum film boyunca hiçbir aksiyonu olmayan ama buna rağmen insanı asla sıkmayan ve film boyunca yüzünüzden garip bir gülümsemenin eksik olmayacağı acayip bir film. Filmin kimi seyirci yorumlarında, filmin Türkçe adından yola çıkarak "aslında Driss'in Philippe'nin hayatıı kurtardığı bir sahnenin varlığıyla" can dostu olmanın daha iyi vurgulanabileceği yapılmış. Öncelikle bu gerçek bir hikaye ve bu hikayede öyle bir olay yok, ve dahası bir insanı güldürmeyi başarmak onun hayatını kurtarmakla aynı şey olabilir bazan! Gene filmin özellikle sinema yazarları tarafından yadırganan bir başka noktası, bu kadar dramatik bir olayı komedi formatına yakın bir anlatımla sunarak popülizme kaçmış olmasıdır. Ama biz benzer konuları daha dramatik olarak işleyen My Left Foot/ Sol Ayağım ve The Dying Bell And The Butterfly/ Dalgıç ve Kelebek filmlerini nasıl hatırlıyorsak, Intouchables/ Can Dostum'u da aynı ciddiyetle hatırlıyoruz ve en az onlar kadar hafızalarımıza yer eden bir film. Popülizme kaçıp kaçmamak yönetmenin seçimidir ve burada görüyoruz ki biraz popülizmin hiç kimseye bir zararı olmamıştır.

Son olarak filmin sonunda bir sürpriz bizi beklemektedir, şimdiden belirtelim de film biter bitmez başından hemen kalkmayın! Film bitip yazılar akmaya başladığında ekranda hikayenin gerçek kahramanları görünmektedir ki bu küçük sürpriz de filmin finaline ayrı bir güzellik katmaktadır.
Filmin gerçek kahramanları

2 Ocak 2013 Çarşamba

ÖZEL DOSYA: FİNALDE BİZİ TERS KÖŞE YAPAN FİLMLER/ Best Movies With Twist Endings

Finalinde bizi ters köşe yapan, şaşırtan, film boyunca beslediğimiz umudu bir kağıt parçası gibi avkalayıp çöpe atan filmlerin, yani İngilizcesiyle 'twistli' filmlerin bir listesini sunuyoruz burada. Hiç şüphesiz bu liste daha da uzatılabilir, zira özellikle Shyamalan filmleriyle hayatımıza giren bu 'twistli' finallerin aslında çok daha önce de kullanıldığını ve sadece Shyamalan filmleriyle sınırlı olmadığını biliyoruz. Biz ise burada Shyamalanvari şekilde ters-köşe yapan (yani film boyunca -mış gibi yapan) filmler yanı sıra, paralel kurguyla gelişen ve kesişen hayatları anlatan filmlerin, Gilliamvari şekilde dönüp dolaşıp finalde gene başladığı yere gelen filmlerin, Nolanvari şekilde tamamen kurguyla yapılan şaşırtmacaları içeren filmlerin veya Lynchvari bir şekilde bilinçaltımızla oynayıp onu yöneten filmlerin en iyi örneklerini listeye aldık. Shyamalan'ın bütün filmlerini saymak yerine en iyilerini seçtik, yine hayatı ve sanatı bizim bilinçaltımızla oynamak üzerine kurulu David Lynch'in bütün filmlerini saymak yerine bir filmini aldık listeye ve bütün bunları yaparken de aslında seyirciyi kandırmanın ne kadar çok yolu olduğunu gördük. Yine bu listeyi hazırlarken seyirciyi benzer şekillerde şaşırtmayı amaçlayan filmlerin afişlerinin de benzer olduğunu fark ettik (kesişen hayatları anlatan filmlerin afişlerinin birkaç parçaya bölünüşü gibi vs.). Hazırladığımız liste gelişmeye açıktır, özellikle hiç bilinmeyen veya az bilinen 'twistli' film örneklerini siz de bizimle paylaşabilirsiniz. 


1. 11:14, Greg Marcks, 2003, ABD- Kanada, Macera, Suç, Dram


2. 12 MONKEYS/ 12 MAYMUN, Terry Gilliam, 1995, ABD, Bilim-Kurgu, Gizem


3. CASH, Eric Besnard, 2008, Fransa, Suç, Gizem, Macera


4. INTACTO/ BAHİS, Juan Carlos Fresnadillo, 2001, İspanya, Macera-Dram


5. THE CRYING GAME/ AĞLATAN OYUN, Neil Jordan, 1992, İngiltere, Suç, Dram

6. ANGEL HEART/ ŞEYTAN ÇIKMAZI, Alan Parker, 1987, ABD, Gizem, Macera

7. THE LIFE BEFORE HER EYES/ BİR NEFESTE HAYAT, Vadim Perelman, 2007, ABD, Dram, Gizem

8. CYPHER/ ŞİFRE ÇÖZÜCÜ, Vincenzo Natali, 2002, ABD, Bilim-Kurgu, Gizem

9. THE SHAWSHANK REDEMPTION/ ESARETİN BEDELİ, Frank Darabont, 1994, ABD, Suç, Dram

10. BEFORE THE RAIN/ YAĞMURDAN ÖNCE, Milcho Manchevski, 1994, Makedonya-Fransa, Dram

11.MINDHUNTERS/ BEYİN AVCILARI, Renny Harlin, 2004, ABD, Suç, Macera

 12. SEVEN/ YEDİ, David Fincher, 1995, ABD, Suç, Polisiye

13. A BEAUTİFUL MIND/ AKIL OYUNLARI, Ron Howard, 2001, ABD, Biyografi, Dram

 14. AMERICAN PSYCHO/ AMERİKAN SAPIĞI, Marry Harron, 2000, ABD, Suç, Dram

 15. THE ILLUSIONIST/ SİHİRBAZ, Neil Burger, 2006, ABD, Çek Cumhuriyeti, Dram, Gizem

 16. MULHOLLAND DRIVE/ MULHOLLAND ÇIKMAZI, David Lynch, 2001, ABD, Fransa, Dram, Gizem

17. ARLINGTON ROAD/ ARLINGTON YOLU, Mark Pellington, 1999, ABD, Suç, Dram

 18. VIDOCQ/VIDOCQ, Pitof, 2001, Fransa, Macera, Fantastik, Suç

19. FIGHT CLUB/ DÖVÜŞ KULÜBÜ, David Fincher, 1999, ABD, Dram, Gizem

20. IDENTITY/ KİMLİK, James Mangold, 2003, ABD, Macera, Gizem

21. LOS OJOS DE JULIA aka. JULIA'S EYES/ JULIA'NIN GÖZLERİ, Guillem Morales, 2010, İspanya, Gerilim, Gizem

22. SOURCE CODE/ YAŞAM ŞİFRESİ, Duncan Jones, 2011, ABD, Bilim-Kurgu, Gizem

23. STAY/ BEKLE, Marc Fosster, 2005, ABD, Dram, Gizem

 24. FACTORY/ FABRİKA, Morgan O'Neill, 2011, ABD, Suç, Gizem

25. THE OTHERS/ DİĞERLERİ, Alejandro Amenabar, 2001, İspanya, Dram, Gerilim, Gizem

26. THE SIXTH SENSE/ ALTINCI HİS, M. Night Shyamalan, 1999, ABD, Dram, Gizem, Gerilim

27. THE AIR I BREATHE/ KESİŞEN HAYATLAR, Jieho Les, 2007, Meksika, ABD, Suç, Dram, Gizem

28. AMORES PERROS/ PARAMPARÇA AŞKLAR VE KÖPEKLER, Alejandro Gonzalez Inarritu, 2000, Meksika, Dram

29. CUBE/ KÜP, Vincenzo Natali, 1997, Kanada, Gerilim, Gizem, Bilim-Kurgu

30. DARK CITY/ GİZEMLİ ŞEHİR, Alex Proyas, 1998, Avustralya, ABD, Bilim-Kurgu, Gizem

31. DARKROOM/ KARANLIK ODA, Michael Hurst, 2006, ABD, Gizem, Gerilim

32. THE DEPARTED/ KÖSTEBEK, Martin Scorsese, 2005, ABD, Hong-Kong, Suç, Polisiye

33. DONNIE DARKO/ DONNIE DARKO aka. Karanlık Yolculuk, Richard Kelly, 2001, ABD, Bilim-Kurgu, Gizem, Dram

34. FRAILTY/ GÜNAHKAR, Bill Paxton, 2001, ABD, Suç, Dram, Gerilim

35. THE MACHINIST/ MAKİNİST, Brad Anderson, 2004, İspanya, Dram, Gizem

36. INCENDIES/ İÇİMDEKİ YANGIN, Denis Villeneuve, 2010, Kanada, Fransa, Dram, Gizem, Savaş

37. JACOB'S LADDER/ DEHŞETİN NEFESİ, Adrian Lyne, 1990, ABD, Dram, Korku, Gizem

38. LUCKY NUMBER SLEVIN/ ŞANSLI SLEVIN, Paul McGuigan, 2006, Almanya, ABD, Suç, Dram

39. MEMENTO/ AKIL DEFTERİ, Christopher Nolan, 2000, ABD, Gizem, Dram

40. THE MIST/ SİS, Frank Darabont, 2007, ABD, Gerilim, Bilim_kurgu

41. NO WAY OUT/ ÇIKIŞ YOK, Roger Donaldson, 1987, ABD, Macera,Dram
 

42. OLDBOY/ İHTİYAR DELİKANLI, Chan-Wook Park, 2003, Güney Kore, Dram, Gerilim

43. ONE POINT ZERO/ BİR NOKTA SIFIR, Jeff Renfroe, Marteinn Thorsson, 2004, ABD, Romanya, İzlanda, Gizem, Gerilim

44. PANDORUM/ UZAYDA DEHŞET, Christian Alvart, 2009, Almanya, İngiltere, Bilim-Kurgu, Macera, Gerilim

45. PAN'S LABYRINTH aka. El Laberinto del Fauno/ PAN'IN LABİRENTİ, Guillermo Del Toro, 2006, İspanya, Meksika, ABD, Dram, Fantastik, Gizem

46. THE THIRTEENTH FLOOR/ ONÜÇÜNCÜ KAT, Josef Rusnak, 1999, Almanya, ABD, Bilim-Kurgu, Gizem

47. LOS CRONOCRIMENES aka. Timecrimes/ ZAMAN SUÇLARI, Nacho Vigalondo, 2007, İspanya, Bilim-Kurgu, Gizem, Dram

48. SAW/ TESTERE, James Wan, 2004, ABD, Avustralya, Suç, Korku, Gizem

49. SHUTTER ISLAND/ ZİNDAN ADASI, Martin Scorsese, 2010, ABD, Dram, Gizem, Gerilim

50. THE GAME/ OYUN, David Fincher, 1997, ABD, Dram, Gizem

51. THE PRESTİGE/ PRESTİJ, Christopher Nolan, 2006, ABD, İngiltere, Dram, Gizem

52. THE NUMBER 23/ 23 NUMARA, Joel Schumacher, 2007, ABD, Dram, Gizem

53. TRIANGLE/ ŞEYTAN ÜÇGENİ, Christopher Smith, 2009, İngiltere, Avustralya, Korku, Gizem, Dram

 54. MOON/ AY, Duncan Jones, 2009, ABD, Dram, Bilim_Kurgu

55. UNBREAKABLE/ ÖLÜMSÜZ, M. Night Shyamalan, 2000, ABD, Dram, Gizem

56. THE USUAL SUSPECTS/ OLAĞAN ŞÜPHELİLER, Bryan Singer, 1995, ABD, Suç, Dram, Gizem

57. VANILLA SKY, Cameron Crowe, 2001, ABD, İspanya, Dram, Gizem
58. FRANKLYN/ FRANKLYN, Gerald McMorrow, 2008, İngiltere, Fransa, Dram, Fantastik, Gizem

59. PLANET OF THE APES/ MAYMUNLAR CEHENNEMİ, Franklin Schaffner, 1968, ABD, Macera, Bilim-Kurgu, Gizem

 60. THE CALLER, Arthur Allan Seidelman, 1987, ABD, Gizem, Gerilim